Youtube Reklamlarından Elde Edilen Kazançların Vergilendirilmesi

ÖZ

Youtube Reklamlarından Elde Edilen Kazançların Vergilendirilmesi konusu son yıllarda popülerlik kazanmış durumdadır. Bu kazancın vergilendirilmesi hakkında soruların artmış olması şüphesiz bu sektörden kazanç sağlayanların ve dijital ortamda bu türden kazanç sağlamak isteyenlerin sayısının arttığını göstermektedir.

Bilişim hukukumuz her ne kadar yeni ve gelişmeye açık olsa da vergi hukukumuz bir o kadar eski ve köklüdür. Youtube reklam geliri dahil internet ortamında bir kazancın elde edilmesi sırasındaki hakları bilişim hukuku düzenlerken, bu ortamda elde edilen kazançların vergilendirilmesi konusunu da vergi hukuku düzenler. Dolayısıyla bilişim hukuku diye bir hukuk dalı olmasa dahi elde edilen kazançlar vergi kanunlarının hükümlerine tabi olacaktır. İnternet üzerinden yapılan araştırmalar sonucunda; Youtube Reklamlarından Elde Edilen Kazançların Vergilendirilmesi hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmayanların sayılarının çok fazla olduğu ve eksik bilgi ile hareket edenlerin vergi kanunları karşısında hatalı işlem tesis ettikleri görülmüştür.

Gerçek kişiler için Youtube üzerinden elde edilen reklam kazancının hangi gelir unsuru içerisinde mütalaa edildiği ve Youtube Reklamlarından Elde Edilen Kazançların Vergilendirilmesi hususunda hangi vergi türleri itibariyle mükellefiyet tesis edilmesi gerektiği yazımızın konusunu oluşturacaktır.

Google Adsense reklam gelirinin vergilendirilmesi hakkındaki yazımızı okumak için TIKLAYINIZ.

 

Tanımlar:

Gelir: Bir gerçek kişinin bir takvim yılında elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.

Kazanç: Yalnızca emek veya emek ve sermayenin birleşmesi sonucu lehte edinilen her türlü değerlerdir.

Üçüncü Taraf Reklam Sunucusu: Reklamı asıl alan şirketin, almış olduğu bu reklamların gösterilmesine aracılık eden gerçek veya tüzel kişilerdir.

 

1. GİRİŞ

İnternet sektörünün hızla gelişmesiyle birlikte reklamcılık sektörü adeta bir çağ atlamıştır. Piyasada faaliyette bulunan firmaların neredeyse tamamı bu değişimden etkilenmiş, bilinirliğin önemi kavramış ve dolayısıyla interneti, amaca giden bir araç olarak kullanıp belli metrekareler ile sınırlı olan iş yerlerini bir takım reklam harcamaları yaparak tüm dünyaya taşımışlardır. Günlük yaşantımızda kullanmış olduğumuz başta cep telefonları ve bilgisayarlar olmak üzere internete bağlanabilen her türlü teknolojik cihaz, reklamlarını sanal ortamdan verenlerin adeta birer iş yeri haline gelmiştir. 

Şüphesiz Youtube; video üretilen, üretilen bu videoları saklayan ve yayınlayan, hemen hemen her konuda görsel bilgi barındıran en büyük video içerik platformu olmasının yanı sıra aynı zamanda sitede mevcut olan videoların tamamına yakınında reklam gösterilmesinden dolayı en büyük reklam sitesi olarak da karşımıza çıkan bir websitesidir. Sürekli sektörel gelişmelerin yaşandığı, yeni iş kollarının oluştuğu günümüz dünyasında video içeriklerinin çeşitlenmesi ve devamının sağlanması adına Youtube üzerinden kanal açarak daha çok içerik üreten ve reklam gösterimi için istenilen kriterleri sağlayan yayıncılara pastadan küçük dilimler verilmektedir. Yani pastadan verilen bu dilimler yayıncılar için bir kazanca dönüşmektedir. Yayıncıların burada yaptığı işin asıl tanımı “üçüncü taraf reklam sunuculuğu” hizmetidir.

Sanal ortamda elde edilen kazançların fiziki ortamda elde edilen kazançlar arasında herhangi bir farklılık bulunmamaktadır. Bu durum sadece kazancın elde edilme şeklinin değişmesidir. 1982 Anayasası’nın 73üncü maddesinin birinci fıkrasında “Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür” hükmü yer almaktadır. Buradaki mali gücün elde edilen kazançlarla ilgili olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Gerçek kişiler için artan oranlı gelir vergisi tarifesi gibi vergi uygulamasının olması bu durumun apaçık bir göstergesidir. Vergi Usul Kanunu’ nun 9. Maddesinin 2. fıkrasında “Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmaz” hükmüne yer verilmiştir. Kanunlarımıza göre yasak olan bir fiili gerçekleştirerek gelir elde edilmesinde dahi vergi ödenmesi gerekiyorsa, Youtube Reklamlarından Elde Edilen Kazançların Vergilendirilmesi çok tabiidir.

 

2. REKLAM KAZANCININ GELİR VERGİSİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRİLMESİ

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’ nun 1. maddesinde gelirin tanımı yapılmış ve 2. maddesinde gelirin unsurlarına yer verilmiştir. Buna göre, “Gelir bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır.” ve  “Gelire giren kazanç ve iratlar şunlardır:

  1. Ticarî kazançlar,
  2. Ziraî kazançlar,
  3. Ücretler,
  4. Serbest meslek kazançları,
  5. Gayrimenkul sermaye iratları,
  6. Menkul sermaye iratları,
  7. Diğer kazanç ve iratlar.”

Kanunun 1. kısım 2. ve 3. bölümleri gelir vergisi mükelleflerinin tespiti konusunda açıklamalara yer vermiştir.

Gelir Vergisi Kanunu’ nun 37. maddesinde ticari kazanç tarifi yapılmış, “Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır… Ticari kazanç, Vergi Usul Kanunu hükümlerine ve bu kanunda yazılı gerçek (Bilanço veya işletme hesabı esası) veya basit usullere göre tesbit edilir” denmiştir.

Kanun metni ticari kazancı her ne kadar genel anlamda tanımlamış olsa da her yıl Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından güncellenerek çıkarılan “Ticari Kazanç Elde Eden Mükellefler İçin Vergi Rehberi” nde bir faaliyetin ticari sayılması için ne gibi özelliklere sahip olması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre;

  • Faaliyetin yerine getirilmesinin sermaye ve emeğe dayanıyor olması,
  • Faaliyetin devamlı olması (Bir takvim yılı içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık olduğu varsayılacaktır),
  • Gelir getirici faaliyetlerin bir organizasyon dâhilinde yapılmış olması (İşyeri açma, işçi çalıştırılması, ticaret siciline kaydolunması vb.),
  • Müessesenin, ticari ve sınai bir müessese şekil ve mahiyetinde olması,

Durumlarından bir veya duruma göre bir kaçının bir arada olması halinde ticari kazancın varlığından söz edilecektir. Örneğin; ticari kazancın tespitinde devamlılık unsurun varlığında bir organizasyonun varlığı aranmakta iken sadece organizasyonun var olduğu durumlarda ayrıca devamlılık unsuru aranmamakta, faaliyetin ticari olduğu kabul edilmektedir. Bu kapsamda Youtube reklamı alabilmek için gerekli şartları taşıyan kanal ve videoların oluşturulması halinde bu videoların çekilmesinde, yüklenmesinde ve hazırlanmasında kullanılan ekipmanlar da dikkate alınarak bir organizasyonun varlığı kabul edilecek ve devamlılık unsuru aranmayacaktır.

Diğer taraftan Gelir Vergisi Kanunu’nun 82. maddesinin 1. bendine göre; “Arızi olarak ticarî muamelelerin icrasından veya bu nitelikteki muamelelere tavassuttan elde edilen kazançlar” arızi ticari kazanç kapsamında değerlendirilecektir ve aynı maddenin 2. fıkrasına göre 2020 takvim yılı için 40.000 TL kazanç gelir vergisinden istisna tutulacaktır. Burada dikkat edilmesi gereken husus hangi reklam gelirlerinin arızi ticari kazanç kapsamında değerlendirilmesi gerektiğidir. Kazancın elde edildiği takvim yılı içerisinde elde edilen hasılat; ticari kazanç özellikleri içerisinde yer alan devamlılık unsurunu taşımıyor ise arızi ticari kazanç, devamlılık unsurunu taşıması durumunda ise direkt olarak ticari kazanç kapsamında değerlendirilecektir. Zira Ticari Kazançların Gerçek Usulde Vergilendirilmesi Rehberi’ nde devamlılık özelliği: “Arızi olarak yapılan bir faaliyet ise ticari faaliyet değil diğer kazanç ve iratlar olarak değerlendirilecektir. Ayrıca, bir takvim yılı içerisinde birden fazla tekrarlanan veya birden fazla takvim yılında tekrarlanan işlemlerde de devamlılık olduğu varsayılacaktır.” Şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre bir takvim yılı ile sınırlı olmak üzere bir defaya mahsus anlaşma sağlanan ve anlaşma sağlanan firmanın/ürünün tanıtımına münhasır olan reklamdan kazanç elde edilmesi halinde bu kazanç arızi ticari kazanç kapsamında olduğu kabul edilecektir. Birden fazla firmanın/ürünün tanıtımına imkân verecek şekilde reklam alınması durumunda ise elde edilen kazanç ticari kazanç kapsamında değerlendirilecektir.

Açıklık getirilmesi gereken bir diğer konu ise elde edilen bu ticari kazancın basit usulde mi yoksa gerçek usulde mi vergilendirilmesi gerektiği sorunsalıdır. Gelir Vergisi Kanunu’ nun 51. maddesi basit usulün hududunu çizmiş ve 6. bendinde “Her türlü ilan ve reklam işleriyle uğraşanlar veya bu işlere tavassut edenler” in basit usule tabi olamayacakları belirtilmiştir. Buna göre reklam işiyle bizzat uğraşmasalar bile bu reklamların yayınlanmasına aracılık ederek kazanç sağlayan mükellefler gerçek usulde vergilendirileceklerdir.

Yukarıda yer alan kanun maddelerine ve önceki bölümde yapılan açıklamalara dayanılarak üçüncü taraf reklam sunuculuğu faaliyeti kapsamında elde edilen gelirin arızi olarak elde edildiği tevsik edilmediği/edilemediği müddetçe ticari faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, aynı takvim yılı içinde farklı firmaların/ürünlerin tanıtımına imkân sağlayan reklam gelirlerinin ise devamlılık ve organizasyon oluşturma unsurlarını birlikte taşımalarından dolayı ticari kazanç yönünden gelir vergisi mükellefiyetinin tesis edilmesi gerektiği ve bu ticari kazancın gerçek usulde vergilendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

 

3. ÜÇÜNCÜ TARAF REKLAM SUNUCULUĞU HİZMETİNİN KATMA DEĞER VERGİSİ KAPSAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

Katma Değer Vergisi’nin 1. maddesine göre “Türkiye’de yapılan aşağıdaki işlemler katma değer vergisine tabidir:

1.Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler”

Aynı kanunun 6. maddesinde ise işlemlerin Türkiye’de yapılmasından maksadın:

“a) Malların teslim anında Türkiye’de bulunmasını,

b) Hizmetin Türkiye’de yapılmasını veya hizmetten Türkiye’de faydalanılmasını,

İfade eder.” olduğuna hükmolunmuştur. Böylelikle yabancı reklam verenlerin tanıtımlarının Türkiye’ de yapılmasının yanı sıra hizmetten Türkiye’de faydalanıldığı kabul edileceğinden hizmet ihracına dair bir durumdan söz edilmesi mümkün olmayacaktır. Diğer bir durum ise yapılan bu tanıtımlar sonucu mal/hizmet ithalatına neden olacağından/olduğundan, ithalata neden olan hizmetin verilmesi hizmet ihracı sayılmayacak ve KDV yönünden herhangi bir istisnaya tabi olmayacaktır. 

Diğer taraftan 3065 sayılı KDV Kanunu’nun 17/4-a maddesi Gelir Vergisi Kanununa göre vergiden muaf esnaf ile basit usulde vergilendirilen mükellefler tarafından yapılan teslim ve hizmetler’i KDV den istisna tutmuştur.

Yukarıda yer alan kanun maddeleri ve diğer bölümlerde yapılan açıklamalar doğrultusunda Youtube reklam sunuculuğunun bir hizmet olduğu, hizmetin Türkiye’de yapılması veya bu hizmetten Türkiye’de faydalanılması durumunda Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen özelgelere göre genel oranda (%18) Katma Değer Vergisi’ne tabi olması gerektiği gerçek usulde ticari faaliyet kapsamında sunulan bir hizmet olduğundan, KDV’nin herhangi bir istisnaya tabi olmayıp bu hizmeti sunanlara KDV mükellefiyeti tesis edilmesi gerektiği ve hizmeti sunanlar tarafından düzenlenecek ticari vesikalarda KDV’nin hesaplanıp ayrıca gösterilerek beyan edilmesi, hizmetin Türkiye’ de verilmiş olmasının vergilendirme için yeterli olacağı dolayısıyla video izlenmelerinin yurtdışı kaynaklı olmasının vergilendirme bakımından herhangi bir farklılık yaratmayacağı ve yazımızda anlatıldığı gibi Youtube Reklamlarından Elde Edilen Kazançların Vergilendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Sıkça Sorulan Sorular

Herhangi bir kazanç sınırı bulunmamaktadır. 1 TL kazanç elde edilse dahi mükellefiyet tesis ettirilmelidir.

Evet, gerçek ve tüzel kişiler için bu kazanç; ticari bir kazançtır.

Vergi kanunları açısından gelirin elde edilmesi vergilendirilmesi için yeterli olup kazanç sağlayan kişinin reşit olup olmamasının herhangi bir önemi yoktur.

Ticari kazanç bakımından mükellefiyet tesis edileceğinden fatura düzenlenmesi gerekmektedir.

Reklam geliri gerçek usulde vergiye tabi olmayı gerektirdiği için KDV ye tabidir.



Yazımızı Faydalı Buldunuz mu ?

Etiketler: , , , ,
SEVDİKLERİNLE PAYLAŞ
  • paylaşım
YORUMLAR

Bir cevap yazın

BENZER İÇERİKLER