Emisyon Primi Kazancı İstisnası

ÖZ

Emisyon Primi Kazancı İstisnası da dahil olmak üzere 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesi kurumların elde etmiş olduğu bazı kazançları kurumlar vergisinin hesaplanmasında istisna kapsamına almıştır. Buna göre söz konusu kanun maddesindeki şartların sağlanması durumunda mezkûr kanun hükmünde belirtilen kazançlar kurumlar vergisi hesaplanmasında matraha dâhil edilmeyecektir.

5/1-ç maddesine göre; “Anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibarî değeri aşan kısmı.” istisna kapsamında değerlendirilebilecek kazanç türlerinden biri olarak kanun maddesinde yer bulmuştur. 5520 sayılı kanunun 5 (3) maddesi kapsamında istisna kazanç olarak değerlendirilen emisyon primine isabet eden giderlerin istisna dışı kurum kazancından indirilmesi mümkün olmadığı gibi yapılan bu giderlere ait yüklenilen katma değer vergisinin de hesaplanacak katma değer vergisinden indirilmesi mümkün değildir.

Emisyon priminin anonim şirketler açısından bir kazanç unsuru olarak değerlendirilmesi, istisna hükmü, istisna olan bu kazanca ait giderler ve yapılan bu giderlere ilişkin yüklenilen KDV’nin vergi kanunları karşısındaki durumu yazının konusunu oluşturacaktır.

 

Tanımlar:

Pay: Birden fazla kişi arasında bölüşülmüş bir bütünden, bu kişilerin her birine düşen bölüm, hisse.[1]

Anonim Şirket: Anonim şirket, sermayesi belirli ve paylara bölünmüş olan, borçlarından dolayı yalnız malvarlığıyla sorumlu bulunan şirkettir.[2]

Ortak: Anonim şirket pay sahipleri.[3]

Nominal Değer: Hisse senedi, tahvil vb. için üzerinde belirtilmiş değer.[4]

Prim: Menkul ya da gayri menkullerin nominal değeri ile piyasa değeri arasındaki pozitif fark.[5]

Emisyon Primi: Anonim şirketlerin kuruluş veya sermaye artırımlarında çıkardığı payların, hisse değerlerinin üzerinde bir bedelle ihracı durumunda elde edilen olumlu farktır.

 

1.GİRİŞ

Halka açık veya halka açık olmayan anonim şirketler kayıtlı sermaye sistemini benimsemiş olsun olmasın başlangıç sermayesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında en az sermaye tutarları çerçevesinde Cumhurbaşkanınca belirlenir. TTK’nın 332 (2) maddesinde “kayıtlı sermayeli anonim şirketlerde başlangıç sermayesi, kuruluşta ve sisteme ilk geçildiğinde haiz olunması zorunlu sermayedir; çıkarılmış sermaye ise, çıkarılmış payların tümünün itibarî değerlerinin toplamını temsil eder.” denilmiştir. Kanun metninden de anlaşılacağı üzere büyük ölçekli şirketler ilk kuruluşlarında faaliyetlerini sürdürebilmelerini sağlayacak likit varlıkların yanında zorunlu sermaye birikimine ihtiyaç duymaktadır. Bu şirketlerin büyük bir bölümü gerek likit ihtiyacın gerekse zorunlu sermaye ihtiyacın temin edilmesi ve ticari hayat içerisinde oluşması muhtemel risklerin minimize edilmesi amacı ile başlangıçta sermayeyi belirli paylara bölmek suretiyle kurucu ortaklık yoluna gidebilirler. Faaliyete geçtikten sonra iş hacmini genişletmek, sermayesini güçlendirmek, yeni yatırımlar yapmak gibi hedefleri doğrultusunda finansman ihtiyacın karşılanması için daha düşük maliyetli olması nedeniyle yeni paylar çıkarmak suretiyle ortaklık yapısını genişletebilmektedirler. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrası belirli şartlara haiz olan kurumlar vergisi mükellefleri için kazanç istisnalarını düzenlemiş olup kanun metninde sayılan kazançların vergilendirilmeyip kurumların finansal yapılarının güçlenmesinin sağlanması ve şirketlerin halka açılmalarının teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda emisyon primine ait kazanç 5520 sayılı kanunun 5/1-ç maddesi ile vergi dışı bırakılmıştır.

 

2. EMİSYON PRİMİNİN KAZANÇ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ

Emisyon priminin kazanç olarak değerlendirilmesinin tespitinde ilgili mevzuat maddelerine yer verildikten sonra açıklamalar yapılacaktır.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 1. Maddesi verginin konusunu düzenlemiştir:

  • 1/1-a maddesine göre sermaye şirketleri kurumlar vergisine tabidir,

1/2 maddesine göre Kurum kazancı, gelir vergisinin konusuna giren gelir unsurlarından oluşur denmiştir.

  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 2. Maddesinde gelir unsurlarına yer verilmiştir:
  1. Ticarî kazançlar,
  2. Ziraî kazançlar,
  3. Ücretler,
  4. Serbest meslek kazançları,
  5. Gayrimenkul sermaye iratları,
  6. Menkul sermaye iratları,
  7. Diğer kazanç ve iratlar.

Bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, yukarıda yazılı kazanç ve iratlar gelirin tespitinde gerçek ve safi miktarları ile nazara alınır.

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6. Maddesi safi kurum kazancını düzenlemiştir buna göre:

(1) Kurumlar vergisi, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanır.

(2) Safi kurum kazancının tespitinde, Gelir Vergisi Kanununun ticarî kazanç hakkındaki hükümleri uygulanır.

  • 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37. Maddesi ticari kazancı tanımlamıştır:

Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır.

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 176. Maddesi’ ne göre Tüccarlar, defter tutma bakımından iki sınıfa ayrılır:

I inci sınıf tüccarlar, bilanço esasına göre;

II inci sınıf tüccarlar, işletme hesabı esasına göre;

defter tutarlar.

Mezkûr kanunun 177. Maddesi I inci sınıfa dâhil olma şartlarını düzenlemiş ve her türlü ticaret şirketleri I inci sınıf tüccar sayılmıştır.

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 2. Maddesine göre Sermaye şirketleri: Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre kurulmuş olan anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler ile benzer nitelikteki yabancı kurumlar sermaye şirketidir. Bu Kanunun uygulanmasında, Sermaye Piyasası Kurulunun düzenleme ve denetimine tabi fonlar ile aynı nitelikteki yabancı fonlar sermaye şirketi sayılır.

Sermaye şirketleri (ticari) kazançlarını bilanço usulüne göre tespit ederler. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 38. Maddesi bilanço usulüne göre kazanç tespitini düzenlemiştir:

Bilanço esasına göre ticari kazanç, teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır. Bu dönem zarfında sahip veya sahiplerce:

  1. İşletmeye ilave olunan değerler bu farktan indirilir;
  2. İşletmeden çekilen değerler ise farka ilave olunur.
  • 1982 Anayasası’nın 73. Maddesi vergi ödevini düzenlemiştir:

Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, malî gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi yükünün adaletli ve dengeli dağılımı, maliye politikasının sosyal amacıdır. Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. (Değişik: 16/4/2017-6771/16 md.) Vergi, resim, harç ve benzeri malî yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Cumhurbaşkanına verilebilir.

Yukarıda yer alan kanun maddelerine dayanarak anonim şirketler kurumlar vergisine tabi birer sermaye şirketidir ve tüm kazançları ticari kazanç olarak değerlendirilir. 1982 Anayasası’nın 73. Maddesine göre vergi, resim, harç vb. yükümlülükler kanun ile konulduğundan kanunda yazmayan bir kazanç vergilendirilemez, verginin konusuna giren bir kazanç ancak ve ancak kanun kapsamında yer alan muafiyet veya istisna gibi özel düzenlemeler ile vergi dışı bırakılabilir. Ticari kazanç değerlendirmesi yapılırken gelir vergisi kanununun 40. maddesinde indirilecek gider hükümleri dikkate alınırken 41. maddesinde gider kabul edilmeyen ödemeler hükümleri ise dikkate alınmaz çünkü kabul edilmeyen indirimler kurumlar vergisi kanununun 11. maddesinde ayrıca düzenlenmiştir.

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. Maddesi vergi kanunlarının uygulanması usulünü düzenlemiştir:

Bu Kanunda kullanılan “Vergi Kanunu” tabiri işbu Kanun ile bu Kanun hükümlerine tabi vergi, resim ve harç kanunlarını ifade eder. Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır.

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1’e göre Aşağıda belirtilen kazançlar, kurumlar vergisinden müstesnadır, denmiştir.
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-ç maddesine göre Anonim şirketlerin kuruluşlarında veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların bedelinin itibarî değeri aşan kısmı istisna kapsamına alınmıştır.
  • Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 4. bölümünde Emisyon Primi Kazancı İstisnası düzenlenmiştir. Kurumlar Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi ile anonim şirketlerin gerek kuruluşlarında gerekse sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları payların, itibari değerin üzerinde bir bedelle elden çıkarılması halinde oluşan kazançlar kurumlar vergisinden istisna edilmektedir. İstisna, anonim şirketlerin portföylerinde bulunan başka şirketlere ait hisse senetlerinin elden çıkarılmasından sağlanan kazançları kapsamamaktadır, denmektedir.

 

Yukarıda yer alan kanun maddelerine dayanarak vergi kanunlarının uygulanması açıkça düzenlenmiş, kanun lafzının açık olmadığı hallerde sırası ile nelere bakılması gerekildiği açıkça belirtilmiştir. Vergi kanunları niteliği itibariyle özel düzenlemeler içeren bir kanundur, diğer kanunlarda yer alan usuller öncelikli olarak vergi kanunu açısından hüküm ifade etmemektedir. Bir kazanç unsurun vergiye tabi olup olmadığının tespitinde öncelikli olarak kanunda bu kazanç ile ilgili bir hüküm olup olmadığına bakılır; kanunda o kazanç ile ilgili hüküm yoksa elde edilen unsur bir kazanç olarak değerlendirilmemiştir ve vergiye tabi değildir veyahut kanunda bu kazançla ilgili hüküm vardır fakat muafiyet ve ya istisna hükümlerinden faydalanıyordur bu durumda elde edilen unsur bir kazanç olmasına rağmen özel olarak vergi dışı bırakılmıştır. Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve Türk Ticaret Kanununa göre emisyon primi kazancı sermaye yedekleri arasında 520-Hisse Senedi İhraç Primleri hesabına kaydedilir. 520-Hisse Senedi İhraç Primleri hesabına alınan emisyon primi kazancının gelir hesabına aktarılması Türk Ticaret Kanunu’na aykırıdır. Bu nedenle Vergi Matrahına Eklenecek Gelir olarak beyanname üzerinde ticari bilanço karına eklenmelidir. Daha sonra istisna satırında gösterilerek beyanname üzerinde matrahtan çıkarılmalıdır. “Emisyon Primi”  gerek 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nda gerekse Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile düzenlenen verginin konusuna giren ve vergilendirilmesi gereken bir kazançtır ancak bu kazanç mezkûr kanunun 5/1-ç maddesine (Emisyon Primi Kazancı İstisnası) göre kurumlar vergisinden istisnadır, istisnadan faydalanılması durumunda üzerinden vergi hesaplanmayacak bir kazançtır.

 

3. EMİSYON PRİMİNDEN KAYNAKLI KAZANÇ İSTİSNASI İÇİN YAPILAN HARCAMALARIN GİDER KAYDEDİLEMEMESİ

  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5 (3) maddesine göre;

İştirak hisseleri alımıyla ilgili finansman giderleri hariç olmak üzere, kurumların kurumlar vergisinden istisna edilen kazançlarına ilişkin giderlerinin veya istisna kapsamındaki faaliyetlerinden doğan zararlarının, istisna dışı kurum kazancından indirilmesi kabul edilmez.

  • Gelir Vergisi Kanununda gelirin elde edilmesi “tahakkuk” ve “tahsil”esasına bağlanmıştır. Keza aynı şekilde yapılan giderler de gelirin türüne göre tahakkuk veya tahsil esası kapsamında değerlendirilir. Ticari ve zirai kazançlarda tahakkuk esası geçerliyken kalan diğer gelir unsurlarında tahsil esası geçerli kılınmıştır. Tahakkuk esası; mahiyet ve tutarı itibarıyla hukuken o gelirin sahibi tarafından talep edilebilir olmasıdır. Mükellefin ticari kazancının tespitinde, sadece tahsil edilen gelirleri anlamamak gerekir. Gelirin miktar ve mahiyet itibarıyla kesinleşmesi, alacaklıları açısından, tahakkukun gerçekleştiğini ifade eder.[6]
  • 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8/1-a maddesine göre menkul kıymet ihraç giderleri Ticarî kazanç gibi hesaplanan kurum kazancının tespitinde, mükellefler tarafından ayrıca hasılattan indirebilirler.
  • Gelir Vergisi Kanunu’nun 40/1 maddesine göre; Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için yapılan genel giderler, safi kurum kazancın tespitinde gider olarak dikkate alına bilinecektir.

 

Yukarıda yer alan ve daha önce değinilen kanun maddelerine dayanarak; kurumlar vergisi mükelleflerinin tüm kazançları ticari kazanç olarak değerlendirilir, kazancın elde edilmesinde ve yapılan gidere yönelik harcamalarda tahakkuk esası geçerlidir, Menkul kıymet ihracı ticari kazanç elde etmek ve kurumların faaliyetini idame ettirmek için yaptıkları bir faaliyet olarak nitelendirilmiş ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 8. maddesi kapsamında gider olarak dikkate alınmasına olanak tanınmıştır. Menkul kıymet ihraç giderinin gider kapsamında dikkate alınabilmesi için emisyon primine ilişkin kazancın istisna kapsamında değerlendirilmemesi gerekir. Şöyle ki; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5 (3) maddesine göre istisna kazançlarına ait yapılan harcamaların gider olarak dikkate alınmasının önüne geçinilmiştir. Ticari kazanç ve giderlerde tahakkuk esası geçerli olduğundan emisyon primi kazancının elde edilmesinden önce yapılan harcamalar kurumlar tarafından öncelikli olarak gider hesaplarında izlenir. Emisyon Primi Kazancı İstisnası ndan faydalanılması durumunda bu kazancın elde edildiği hesap döneminde emisyon primine isabet eden kısım için yapılan giderlerin Kanunen Kabul Edilmeyen Gider olarak dikkate alınması gerekecektir. Emisyon primine yönelik kazanç ortaya çıkmadan önce menkul kıymet ihraç gideri kapsamında gider hesaplarından izlenen tutarın kaynağı istisna dışı kurum kazancıdır (İstisna kapsamında elde edilen bir kazanç ile yapılan harcama olarak değerlendirilmesi imkânsızdır şöyle ki istisna olarak nitelendirilebilecek bir kazanç henüz oluşmamıştır). Emisyon prim kazancı elde edilmeden (istisnadan faydalanılmadan önce) yapılan giderler kanunen kabul edilebilir bir giderdir çünkü 5520 sayılı kanunun 8.maddesi bu gidere olanak tanımıştır. Fakat istisnadan yararlanılıyorsa kazanca isabet eden giderler kanunen kabul edilmeyen gider kapsamında değerlendirilir çünkü 5520 sayılı kanunun 5 (3). Maddesi bu gidere olanak tanımamıştır.

 

4. EMİSYON PRİMİNDEN KAYNAKLI KAZANÇ İSTİSNASINDAN FAYDALANILMASI DURUMUNDA İSTİSNA TUTARINA İSABET EDEN GİDERLER İÇİN YÜKLENİLEN KATMA DEĞER VERGİSİ’NİN İDİRİM KONUSU YAPILAMAMASI ve GİDER OLARAK DİKKATE ALINAMAMASI

 

  • 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29/1. Maddesi vergi indirimini düzenlemiştir:

Mükellefler, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler.

  • 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30. Maddesi indirilemeyecek katma değer vergisini düzenlemiştir. Madde 30/d:

Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi.

  • 3065 Sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 58. Maddesi verginin gider kaydedilemeyeceğini düzenlemiştir:

Mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan Katma Değer Vergisi ile mükellefçe indirilebilecek Katma Değer Vergisi, Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde gider olarak kabul edilmez.

 

Yukarıda yer alan ve daha önce değinilen kanun maddelerine dayanarak; bir önceki bölümde emisyon prim kazancına ait harcamaların gider olarak değerlendirilemeyeceği konusuna getirilen açıklık doğrultusunda 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 30/d maddesi kapsamında kurumlar vergisi kanununda indirimi kabul edilmeyen (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider) giderler için ödenen katma değer vergisinin de indirilemeyeceği kanun hükümlerince tabidir. Daha önce indirim olarak dikkate alınan katma değer vergisi, aynı vergilendirme dönemi içinde ise indirimlerden çıkartılır, farklı vergilendirme dönemlerinde ise ilave edilecek katma değer vergisi satırına eklenir. Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 58. Maddesi mefhum-u muhalifi ve Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği hükümleri kapsamında işletmeyi ilgilendiren, özünde indirilebilir bir katma değer vergisi olan fakat katma değer vergisi kanununun 30. maddesinde belirtilen çeşitli nedenlerle indirilecek katma değer vergisi olarak dikkate alınamayan tutar Md. 30/d bendi hariç gider olarak dikkate alına bilinecektir. KDV Kanunu’nun 30/d maddesi uyarınca işletmenin faaliyeti ile alakalı olmayan giderler (Kanunen Kabul Edilmeyen Gider) için yüklenilen ve indirimlerden çıkarılarak gider olarak dikkate alınan Katma Değer Vergisi’nin de kanunen kabul edilen bir gider olarak yazılması mümkün değildir.

 

5. ÖRNEKLEME

XYZ Anonim Şirketi her birinin itibari değeri 1 TL olan 1.500.000 adet hisse senedini ihraç etmek suretiyle 12.01.2020 tarihinde sermayesini 1.500.000 TL artırmaya karar vermiş ve gerekli yasal işlemleri gerçekleştirmiştir.

XYZ Anonim Şirketi’nin 12.01.2020 tarihinde yapması gereken yevmiye kaydı aşağıdaki gibi olacaktır: 

—————————-12/01/2020——————————-

501 Ödenmemiş Sermaye Hs. 1.500.000

                                      500 Sermaye Hs. 1.500.000

———————Sermaye artırım kararı———————–

 

XYZ Anonim Şirketi 15.01.2020 tarihinde söz konusu hisse senetlerinin ihracı için KDV hariç 150.000 TL gidere katlanmıştır. 

XYZ Anonim Şirketi’nin 15.01.2020 tarihinde yapması gereken yevmiye kaydı aşağıdaki gibi olacaktır:

 

——————————15/01/2020——————————–

760 Pazarlama Satış ve Dağ. Gid. Hs.    150.000

191 İndirilecek KDV Hs.                             27.000

 

                                                102 Bankalar Hs.    177.000

——————-Menkul Kıymet İhraç Gideri———————-

 

Hisse senetlerinin tamamı 20.01.2020 tarihinde 4.500.000 TL’ye banka aracılığı ile satılmıştır.

XYZ Anonim Şirketi’nin 20.01.2020 tarihinde yapması gereken yevmiye kaydı aşağıdaki gibi olacaktır:

————————————–20/01/2020—————————————-

102 Bankalar Hs.    4.500.000

 

                                501 Ödenmemiş Sermaye Hs.              1.500.000

                                520 Hisse Senedi İhraç Primleri Hs.      3.000.000

—————————Menkul Kıymet Satış Kaydı——————————

 

Şirket, Emisyon Primi Kazancı İstisnası ‘ndan faydalanmak istemektedir. Diğer bölümlerde yer alan açıklamalar göz önüne alınarak aşağıda yer alan hesaplamalar ve yevmiye kayıtlarının yapılması gerekmektedir:

3.000.000/4500.000= %66,7 (2/3 ü) İstisnadan faydalanılacak tutarın toplam satış tutarı içindeki oranı

150.000*0.667= 100.000 TL Daha önce gider olarak dikkate alınan ihraç giderlerinin, istisna tutarına isabet eden kısmı

27000*0.667= 18.000 TL İndirimlerden çıkarılması gereken KDV

 

———————————–20/01/2020————————————–

910 Kanunen Kabul Edilmeyen Gider  100.000

                 911 Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Karş. 100.000

———————Kanunen Kabul Edilmeyen Gider————————

 

———————————–20/01/2020————————————-

689 Diğ. Olğ. Dışı Gider ve Zararlar Hs. 18.000

                                    191 İndirilecek KDV Hs.  18.000

———————-Kdv’ nin gider kaydedilmesi—————————–

 

———————————–20/01/2020————————————–

920 Kanunen Kabul Edilmeyen Gider  18.000

                 921 Kanunen Kabul Edilmeyen Gider Karş. 18.000

———————Kanunen Kabul Edilmeyen Gider————————

 

520 Hisse Senedi İhraç Primleri Hesabı bir bilanço hesabıdır, gelir hesaplarında görülmediği için istisna kazancı olan 3.000.000 TL kurumlar vergisi beyannamesinde ticari bilanço karına eklendikten sonra istisna olarak dikkate alınacaktır. Böylece Emisyon Primi Kazancı İstisnası ndan yararlanıp yararlanılmadığı, istisnadan yararlanılıyorsa kazancın ticari bilanço karına ilave edilip edilmediği, istisna kazancın elde edilmesi öncesinde yapılan harcamalardan istisna kazanca isabet eden giderlerin kanunen kabul edilmeyen gider kapsamında değerlendirilip değerlendirilmediği ve gideri kabul edilmeyen harcama için yüklenilen katma değer vergisinin indirimlerden çıkarılıp kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınıp alınmadığı takip edilmekte, vergi kayıp ve kaçakçılığının oluşmasının önüne geçilmektedir.

 

Kaynakçalar:

[1] http://www.tdk.gov.tr/

[2] TTK Md.329

[3] TTK Md.135

[4] http://www.tdk.gov.tr/

[5] http://www.tdk.gov.tr/

[6] Gelir İdaresi Başkanlığı Ticari Kazançların Gerçek Usulde Vergilendirilmesi Rehberi 2007

] }


Etiketler: , ,
SEVDİKLERİNLE PAYLAŞ
  • paylaşım
YORUMLAR

Bir cevap yazın

BENZER İÇERİKLER